08.03.2026

Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davası (TMK m. 163)

Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davası Nedir? Haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu‘nun 163. maddesinde özel olarak düzenlenen bir boşanma sebebidir. Bu dava türü, eşlerden birinin toplumun genel ahlak anlayışı, namus, şeref ve haysiyet gibi temel değer yargılarıyla bağdaşmayan, sürekli bir yaşam tarzı benimsemesi ve bu durumun diğer eş için evlilik birliğini sürdürmeyi çekilmez hale getirmesi halinde açılır. Yani, bu sadece tekil bir olayı değil, kişinin davranışlarının bir bütün olarak yaşam biçimi haline gelmesini ve bu durumun evliliği temelden sarsarak diğer eş için dayanılmaz bir hale gelmesini ifade eder. Bu tür davalarda, “haysiyetsiz hayat süren” eşin bu davranışlarda kusurlu olması aranır. Mahkeme, bu yaşam tarzının varlığını ve diğer eş için ortak hayatı gerçekten çekilmez kılıp kılmadığını değerlendirerek boşanma kararı verir. Bu nedenle, haysiyetsiz hayat sürme, hukuken özel ve nispi bir boşanma sebebi olarak kabul edilir. Evlilik birliği, eşler arasında karşılıklı saygı, güven ve sadakat temelinde kurulur. Ancak bazen bu temel sarsılabilir ve ne yazık ki bazı durumlar, evliliğin devamını imkansız hale getirebilir. Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biri de “haysiyetsiz hayat sürme” halidir. Peki, hukuki bir terim olan bu durum tam olarak ne anlama geliyor ve bir boşanma davasında nasıl ele alınıyor? Hukuk bilgisi olmayan birçok kişi için bu kavram oldukça karmaşık gelebilir. Ancak aslında yasa koyucu, eşlerden birinin sergilediği belirli davranışlar bütünü nedeniyle diğer eşin ortak hayatı sürdürmesinin beklenemez hale gelmesini kastetmektedir. Bu, sadece tek bir yanlış hareket değil, genellikle kişinin yaşam tarzı haline getirdiği, toplumun genel ahlak ve değer yargılarıyla bağdaşmayan, namus, şeref ve haysiyet kavramlarına aykırı düşen sürekli eylemleri ifade eder. Haysiyetsiz hayat sürme, evlilik birliğini derinden etkileyen ve diğer eş için büyük bir yük oluşturan bir durumdur. Bu nedenle, TMK m. 163, mağdur olan eşe boşanma davası açma hakkı tanır. Ancak unutmamak gerekir ki, bu tür bir dava açabilmek için belirli hukuki koşulların sağlanması ve bu durumun mahkeme önünde kanıtlanması şarttır. Yazımızın devamında, haysiyetsiz hayat sürme kavramının detaylarını, hangi davranışların bu kapsamda değerlendirilebileceğini ve bir boşanma davası sürecinde nelere dikkat edilmesi gerektiğini daha anlaşılır bir dille inceleyeceğiz. Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma (TMK m. 163) Türk Medeni Kanunu‘nun (TMK) 163. maddesi, boşanma sebeplerinden biri olarak “haysiyetsiz hayat sürme” durumunu ele alır. İlgili maddeye göre; eşlerden birinin onur kırıcı bir suça karışması ya da haysiyetsiz bir yaşam tarzı benimsemesi sonucunda diğer eşin onunla birlikte yaşamaya devam etmesinin beklenemez hale gelmesi durumunda, zarar gören eşin dilediği zaman boşanma davası açma hakkı bulunmaktadır. Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davasının Koşulları: Haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda yer alan nispi boşanma sebeplerinden biridir. TMK m. 163 hükmünde geçen haysiyetsizlik ya da kanundaki adıyla haysiyetsiz hayat sürme, genel toplum anlayışına göre, belirli bir süredir namus, şeref ve haysiyet değerleriyle bağdaşmayacak biçimde sürekli bir yaşam tarzını ifade eder. Tanımdan da anlaşılabileceği gibi, haysiyetsiz hayat sürme takdire dayalı bir kavramdır. Haysiyetsizlik, toplumdan topluma, hatta aynı toplum içerisindeki farklı aile bireyleri arasında dahi farklılıklar gösterebilen bir olgudur. Haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanmanın koşulları aşağıdaki gibi sıralanabilir: 1-Haysiyetsiz Hayatın Varlığı Boşanma kararı verilebilmesi için öncelikle haysiyetsiz hayatın fiilen gerçekleşmiş olması şarttır. Ancak kanun hükmü düzenlenirken “Haysiyetsiz Hayat Sürme” hakkında bir tanımlama yapılmamıştır. Çünkü yukarıda da belirttiğimiz üzere “haysiyetsizlik” kavramı toplumdan topluma hatta aynı toplumdaki aileler ve bireyler için farklı anlamlara gelebilmektedir. Kanunkoyucu Haysiyetsiz Hayat Sürme kavramını tanımlamadığı gibi örneklemek ya da hangi eylemlerin bu kapsamda değerlendirileceği konusunda da düzenleme yapmamıştır. Burada hangi eylemlerin “haysiyetsiz hayat sürme” niteliğinde olduğunu hakimin takdir yetkisi kullanarak tespit etmesini istemiştir. Hangi eylemlerin “Haysiyetsiz Hayat Sürme” niteliğinde olduğunu bizler yüksek yargı kararları ile yine Hukuk Doktrini dediğimiz hukuk alanında akademik çalışma yapan profesyonellerin bilimsel eserleri ile öğrenmekteyiz. Doktrinde Haysiyetsiz Hayat kavramına ilişkin bir takım kriterler getirilmiştir. Bu ölçütleri aşağıda şu şekilde sıralayabiliriz. a) Haysiyetsiz Hayatın Kriterleri I- Toplumun Değer Yargılarıyla Uyumsuzluk Her toplumun kendine özgü değer yargıları bulunur. Toplumun değer yargılarıyla uyumsuzluk, toplum tarafından hoş karşılanmayan ve kınanan bir davranışın sergilenmiş olması anlamına gelir. TMK m. 163 hükmü gereğince, haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma kararı verilebilmesi için toplumsal değer yargılarıyla çelişen bir davranışın varlığı aranır. Örneğin, üvey kız çocuğu ile cinsel ilişkiye girmek, toplumun değer yargılarıyla bağdaşmayan bir davranış olarak kabul edilir. Yargıtay‘ın 11.04.2018 tarihli bir kararında da, davalı erkeğin davacı kadının önceki evliliğinden olan kızıyla cinsel ilişki yaşadığı ve bu eyleminin TMK’nın 163. maddesi kapsamındaki haysiyetsiz hayat sürme niteliğinde olduğu belirtilerek, verilen boşanma kararının doğru olduğu onanmıştır. ““Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı erkeğin davacı kadının ilk evliliğinden olan kızı ile cinsel ilişki yaşadığı ve bu eyleminin TMK’nun 163. maddesinde geçen haysiyetsiz hayat sürme niteliğinde olduğu, bu nedenle mahkemece TMK’nun 163. maddesine göre verilen boşanma kararında bir isabetsizliğin olmadığının anlaşılmasına göre davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11/04/2018 tarih ve 2016/14732 Esas, 2018/4831 Karar sayılı ilamı) II- Ahlak, Namus ve Şeref Kurallarıyla Bağdaşmayan Davranış 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesi uyarınca, haysiyetsiz hayat sürme gerekçesiyle boşanma kararı verilebilmesinin temel şartlarından biri, kişinin ahlak, şeref ve namus değerleriyle bağdaşmayan bir davranış sergilemiş olmasıdır. Bu tür davranışlar, haysiyetsiz bir yaşam tarzının en belirgin göstergeleridir. b- Haysiyetsiz Hayatın Ortaya Çıkış Zamanı Evliliğin kurulmasından sonra ortaya çıkan haysiyetsiz hayat sürme durumu, boşanma davasına konu olabilir. Burada önemli olan, eşin evlilik sırasında bu durumu bilip bilmemesi değil, evlilikten sonraki haysiyetsiz davranışların diğer eş için ortak yaşamı çekilmez hale getirmesidir. Davacı eş, evlenirken eşinin bu tür davranışlardan vazgeçeceğini umut etmiş ve bu konuda yanılmış olabilir. Eğer eş, evlilik sonrası haysiyetsiz yaşamına son vermişse ve diğer eş bu durumu bilmeden evlenmişse, belirli koşullar altında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 150. maddesinin I. bendi uyarınca evlenmenin iptalini dava edebilir. Ancak, evlilik sonrası bu yaşam tarzına son vermiş bir eşe karşı TMK m. 166 f. I-II (Evlilik birliğinin temelinden sarsılması) hükmüne göre boşanma davası açılamaz. Zira bu durumda eşin evlilik sonrası kusurlu bir eylemi söz konusu değildir. c- Haysiyetsiz Hayatın Kapsamına Giren Vakıalar Haysiyetsiz hayat çeşitli şekillerde kendini gösterebilir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere Haysiyetsiz hayat kavramı ve bu kapsama giren vakıalar, eylemler ya da olaylar kanunda düzenlenmemiştir. Yargıtay uygulamasında Haysiyetsiz Hayat Kapsamına giren bazı olayları aşağıda sizler için sıraladık. I- Evlilik Dışı Sürekli Birliktelik Evli bir kadın veya erkeğin, eşi dışında başka bir kişiyle sürekli olarak evlilik dışı ilişki (örneğin, para karşılığı) yaşaması, haysiyetsiz hayat sürme olgusunu sergileyen davranışlardan biri olarak kabul edilir. Evli bir kadının ya da erkeğin bir başkasıyla sürekli olarak evlilik dışı ilişki yaşaması halinde, diğer eş, diğer koşulların da (örneğin, affetmemiş olmak gibi) bulunması durumunda; Zina sebebiyle boşanma (TMK m. 161), Haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma (TMK m. 163), Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma (TMK m. 166 f. I-II) gibi boşanma nedenlerinden birine dayanabileceği gibi, her birini ayrı ayrı dava konusu da yapabilir. II-Randevu Evi İşletmek Randevu evi (gizli fuhuş amacıyla işletilen ev) işletmek, haysiyetsiz hayat sürme olgusunu gösteren davranışlardan kabul edilmektedir. III- Ayyaşlık Ayyaşlık, haysiyetsiz hayat sürme olgusunu gösteren davranışlardan biri olarak kabul edilmektedir. IV-Kumarbazlık Kumara düşkünlüğü sebebiyle sürekli kumar oynayan kişiye kumarbaz denir. Kumarbazlık da haysiyetsiz hayat sürme olgusunu gösteren davranışlardan kabul edilmektedir. V-Uyuşturucu Bağımlısı Olmak Uyuşturucu bağımlısı olmak da haysiyetsiz hayat sürme olgusunu gösteren davranışlardan kabul edilmektedir. d-Haysiyetsiz Hayatın Konusu Olmayan Vakıalar Haysiyetsiz hayatın kapsamına girmeyen bazı vakıalar şunlardır: Eşlerden birinin başka bir kadın ya da erkekle iletişim kurması, Eşlerden birinin başka bir kadın ya da erkekle telefon görüşmesi yapması, Eşlerden birinin başka bir kadın ya da erkekle sanal ortamda görüşmesi, Eşlerden birinin başka bir kadın ya da erkeğe mesaj göndermesi, Eşlerden birinin günlük içinde yazdıkları, 2-Haysiyetsiz Hayatın Sürekliliği Haysiyetsiz hayat sürmenin boşanma sebebi sayılabilmesi için gerekli ikinci unsur, şeref ve namus kayıtlarından uzak davranışın; Devamlılık göstermesi, Bu biçimdeki davranışın bir yaşam biçimi olarak benimsenmiş olmasıdır. a) Devamlılık Göstermelidir 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 163. hükmünde “hayat sürme” ifadesi yer aldığı için, tek bir eylem 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 163. hükmünün uygulanması için yeterli değildir. Tek bir eylem, haysiyetsizlik sayılacak nitelikte olsa bile, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 163. hükmüne göre boşanma sebebi olamaz. Böyle bir olgu, diğer koşulları da varsa, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma (TMK m. 166) maddesine göre boşanma sebebi olabilir. “Haysiyetsiz hayatın varlığından söz edilebilmesi ve bu sebeple boşanma kararı verilebilmesi için, başkalarıyla ilişkinin bir yaşam tarzı olarak benimsenmiş ve bu şekilde yaşamanın devamlılık göstermesi gerekir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.06.2012 tarih, 2011/22536 esas ve 2012/17686 sayılı kararı.) b) Yaşam Biçimi Olarak Benimsenmiş Olmalıdır Yaşam biçimine dönüşmeyen ve devamlılık göstermeyen bir davranışın haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma sebebi sayılması mümkün değildir. “Davacı kocanın boşanma davası münhasıran haysiyetsiz hayat sürme sebebine (TMK. md.163) dayanmaktadır. Haysiyetsiz hayatın varlığından söz edilebilmesi ve bu sebeple boşanma kararı verilebilmesi için, başkalarıyla ilişkinin bir yaşam tarzı olarak benimsenmiş ve bu şekilde yaşamanın devamlılık göstermesi gerekir. Davalı kadının bir başka erkekle cep telefonu ile konuştuğu ve mesajlaştığı toplanan delillerle ve dinlenen tanık beyanlarıyla anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu eylem koca bakımından, eşiyle birlikte yaşamayı çekilmez hale getirirse de haysiyetsiz yaşam olarak kabul edilemez. Öyleyse davanın reddi gerekirken, yetersiz gerekçe ile Türk Medeni Kanununun 163. maddesindeki boşanma sebebi sabit kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 28.12.2011 tarih, 2011/1829 Esas, 2011/23825 karar sayılı ilamı) 3- Haysiyetsiz Hayat Sürenin Kusurluluğu Haysiyetsiz hayat sürmenin boşanma sebebi sayılabilmesi için, bu yaşam tarzını sürdüren eşin kusurlu olması gerekir. Akıl hastası veya ayırt etme gücünden yoksun eşe karşı haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı olarak boşanma davası açılamaz. Diğer bir deyişle, haysiyetsiz hayat sürme, bir tercih sebebi olarak kusurlu bir harekete, yani kasta dayanır. İradi olmayan bir hayat biçimi sürekli olsa bile haysiyetsiz hayat sürme olarak değerlendirilemez. İradesi dışında haysiyetsiz bir hayat süren kişi akıl hastası ise, diğer koşullarının da bulunması halinde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun akıl hastalığı sebebiyle boşanma (TMK m. 133) maddesine göre boşanma davası açılabilir. 4- Haysiyetsiz Hayat Sebebiyle Ortak Yaşamın Çekilmezliği Davalının haysiyetsiz hayat sürmesi, diğer eş (davacı) için birlikte yaşamayı çekilmez hale getirecek seviyede olması koşulu arandığından, haysiyetsiz hayat sürme nispi bir boşanma sebebidir. Çekilmezlik koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğini hakim takdir edecektir. Kendisi de benzer bir yaşam tarzı sürdüren eşin dava açamayacağı konusunda bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Örneğin, her ikisi de ayyaş olan eşlerden biri diğerine karşı boşanma davası açamayacağı gibi, karı-koca birlikte randevu evi işletiyorlarsa, biri haysiyetsiz hayat sürme gerekçesiyle boşanma davası açamaz. Bunun sebebi açıktır: Aynı yaşam tarzını sürdüren davacı, benzer yaşamı sürdüren davalının yaşam biçiminin kendisi için ortak yaşamı çekilmez hale getirdiğini ileri süremez; ileri sürse dahi bir sonuç elde edemez.